Zübeyr bin Ümeyye Sadece Tebrik Edilir - Hamza ER'in Kişisel Sayfasına Hoş Geldiniz. - Blogcu



« Önceki | Sonraki »

3/2/2009

Zübeyr bin Ümeyye Sadece Tebrik Edilir

R.Tayyip Erdoğan'ın Davos Çıkışı Üzerine...



             Hz. Muhammed(s.a.v.) davet sürecinde pek çok engel ve zorluklarla karşılaşmıştır. Alay ve hakaret, fiili darp, taviz teklifleri ve öldürülme girişimlerini yaşamıştır. Bu dönemin en zor imtihanlarından birisi de muhasara ve ambargo olmuştur. 

            İbn ishâk ve Mûsâ bin Ukbe’den bu hadise şöyle rivayet edilmiştir: “Kureyş kâfirleri Resûlullah (s.a.v.)'ı öldürme hususunda sözbirliği ettiler. Bu konuda, Muttalib Oğullarıyla da, Hâşim Oğullarıyla da gidi, konuştular; ama onlar Hz. Peygamber'i Kureyş kâfirlerine teslim etmeye yanaşmadılar.
Kureyş, Resûlullah'ı öldürmeyi başaramayınca; Resûlullah, ona tâbi olanlar, Resûlullah'ı koruyanlar, bir de Hâşim Oğulları ve Muttalib Oğullarıyla ilişkileri kesmeye karar verdiler. Bu münâsebetle de kendi aralarında şu aşağıdaki konuları içeren bir protokol imzalayıp, Kabe'nin içine astılar:
a - Onlardan kız alınıp, verilmeyecek, b - Onlardan hiçbir şey alınıp, satılmayacak, c - Onlara gidip ulaşacak bir rızık yolu bırakılmayacak, d-Onlardan gelen bir barış teklifi kabul edilmeyecek,  e - Onlara herhangi bir şefkat ve merhamet gösterilmeyecek.
Bu konular, Muttalib Oğulları'nın Resûlullah'ı öldürmek için kendilerine teslim edinceye kadar geçerliydi.
Kureyş bu anlaşma metnine, bi'setin yedinci yılının Muharrem ayından başlamak üzere, onuncu yılına kadar bağlı kaldı.”
            
             Yaşanan bu ambargo sonucunda Hâşim Oğulları, Muttalib Oğulları, onlarla birlikte bulunan Müslümanlar ve Peygamberimiz, Muttalib Oğulları Mahallesinde muhasara altına alınmıştı.
             Bu muhasara sebebiyle Hz. Peygamber efendimiz ve ashabı,  üç yıl boyunca çok darlık içinde yaşadılar. Açlık ve hastalıklara direndiler. Bazı rivayetlerde Müslümanların ağaç yapraklarını yiyecek kadar açlığa ve sıkıntıya düştükleri rivayet edilmiştir. Mekke’ye bir ticaret kervanı geldiğinde ihtiyaçlarını gidermek için kervana giden mağdurlar engellenir, müşrikler hemen cazgırlık yapar ve “fiyatları yükseltin Muhammed ve arkadaşları alamasınlar” derlerdi. 
            Bu insafa ve insanlığa sığmayan ambargoya daha fazla tahammül edemeyen Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden beş kişi, Zübeyr bin Ümeyye önderliğinde sesini yükseltmiş ve erdemli bir çıkış yapmıştır.   
              Zübeyr bin Ümeyye  Kâbe’nin yanında bulunan halkın yanına gelerek: “Ey Mekke halkı! Biz yiyelim içelim, güzel elbiseler giyinelim, öbür taraftan, Hâşim ve Muttalib Oğulları alışverişten mahrum edilsinler, sefalet içinde kıvranıp helak olsunlar; doğru mudur? Vallahi, akrabalık bağlarını kesen bu zalim sahife(anlaşma) yırtılmadıkça, yerime oturmam.” demiştir. 
           
             Geçmişte yaşanan bu tablo, bugün açık hava hapishanesine çevrilen Gazze ile birebir örtüşmektedir. O dönem insanlar Muttaliboğulları mahallesine hapsedilmişken bugün insanlar Gazze’ye  hapsedilmiştir. Mağduriyet aynı ama mağdurlar farklı, zulüm aynı ama zalimler farklıdır. O zamanın Mekke müşriklerinin zalimliğini bugün Gazze’yi açlığa ve ölüme terk eden, tonlarca bombalarla saldıran İsrail üstlenmiştir. Ayrıca Refah sınır kapısını açmayan Mısır, Ebu cehilleri aratacak bir tavır takınmaktadır. Gazze’nin direnen ve inancından taviz vermeyen onurlu insanları da Peygamber(s.a.) ve ashabının konumundadır.

             Ve her iki hadisede de  insanlığını kaybetmemiş erdemli kişiler görülmüştür. Mekke müşriklerinin karşısına dikilerek “bu zalimliğe son verin” diyen Zübeyr bin Ümeyye’nin tavrı ile son Gazze saldırılarında onurlu çıkışlar yaparak israil’in katilliğini yüzlerine haykıranların duruşu tebrik edilebilir davranışlardır. Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez’in İsrail büyükelçisini sınır dışı etmesi ve T.C. Başbakanı R.Tayyip Erdoğan’ın katil Şimon Perez’in yüzüne katilliğini haykırması bu bağlamda değerlendirilmelidir. Adaletli Müslümanlar da bu duyarlılığa  ilgisiz kalmamış tebrik etmişlerdir. 
           
            Ancak tepki sadece tebrikle sınırlı kalmalıdır. Müslümanların sloganlar atmak için karşılama törenlerine gitmesi ve etrafını buna sevk etmesi ilkesizliktir. Tebrikten ötesinin peşinde koşanlar, rejimin gayrimeşruluğunu, siyasi ilkesizlikleri, israil’le yapılan tüm anlaşmaların halen geçerli olduğunu, konsolos ve büyükelçinin terör planlarını halen rahatlıkla bu topraklarda yaptığını unutmuş görünmektedir. İnsani bir çıkışı abartarak ideal kahramanlar oluşturanlar, Tevhidi prensiplerin her daim öncelikli olduğunu reddetmişlerdir.

           Biz mü’minler davet ve mücadele yolunda Rabbani yolun dışına çıkamayız. Laik ve Kemalist rejimin içerisinde ulusal menfaatler gözeterek politika yapanlar muvahhidlerin önünde asla olamaz. Hatta bırakın öncülüğü, hidayet yolunda tebliğe muhtaç kitlenin içerisinde değerlendirilerek kendilerine dua edilir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: sanakhudu | Tarih: 2009-05-11 11:54:14
    Konu: GÜNÜMÜZDE ŞİRKİN EN YAYGIN BİÇİMİ İNSANLARI RAB EDİNMEK


    Onlar Allahı bırakıp ta Alimlerini Din adamlarını Rabler edindiler.(Tevbe 31)

    Tevbe 31 Ayeti Nazil olduğunda Geçmiş de Hıristiyan olan Adiyi b.
    Hatemin bu ayet bizi Alimlerimizi ve Papazlarımızı Rabler edinmekle
    suçluyor.. Oysa biz onları Rabler edinmemiş dik. Demezi üzerine
    Resulullahın verdiği cevap şirkin Mahiyetini gösterir nitelikte dir.

    '' Siz onların gayri Meşru (Haram) gördüklerini gayri meşru Helal
    Gördüklerini meşru sayıp öylece kabul etmiyor muydunuz ? Adiyi b.
    Hatemin evet aynen öyledir.Diye tasdik etmesiyle Hz Peygamber işde bu
    sizin onları kendinize Rabler edinmenizdir. Buyurdu.''

    İslam ulemasının bu ayet üzerinde ısrarla ve titizlikle Durmasını
    anlamak ise gayet kolay çünkü Şirkin en yaygın biçimi bu Alanda açığa
    çıkmak da. İnsanlar şirke Düşmediklerini zan ederken esasında Şirkin
    içerisinde olduklarını Dahi Bilmemektedirler. Müşrikler Hiçbir zaman
    Şirk içinde olduklarını Kabul etmezler. Şimdi bu Hadis ışığında
    Günümüz insanların Düşmüş olduğu Şirki açıklayalım.

    Yeryüzünde Mahluka tın üzerinde Mutlak Tasarruf Hakkı Müslümanların
    İtikadına Göre Yüce Allahın dır. Yeryüzünde yaratılmış olan Mahlukat
    üzerinde Göklerde, Denizlerde, karada, Mutlak Tasarruf Hakkı
    İstediğini Helal istediğini Haram etme Hakkı Mutlak olarak Kimindir.
    Allahın dır.

    Allah cc Bu Tasarruf Hakkını Kimseye vermemiş tir. Eşya üzerinde
    Mahlukat üzerinde Dilediği şeyi Haram kılma Dilediği şeyi Helal
    kılma ve bütün bunlarla ilgili Kanunlar koyma Hz Allahın dır.
    Kendisinden başka böyle bir Hakkı Hiçbir varlığa vermemiş tir.

    '' Hüküm ancak Allaha Aittir '' Yusuf 67

    '' Allah kendi Hükmünde Hiç Kimseyi ortak kılmaz.''Kehf.26

    Konuyu Daha açık anlayabilmek için Misaller vermek gerekirse Mesela
    Allah cc İçkiyi Haram kılmıştır içkinin haram olduğunu Kuranla
    sünnetle tamamen sabidir. Şimdi kıyamete kadar yeryüzünde Haram kılan
    bu İçkiyi Hiçbir kişi Hiçbir parlamenter Hiçbir zümre Hiçbir sınıf
    Hiçbir parlamento Hiçbir Konsey Hiçbir Millet vekili Bu içkiyi Helal
    kılamaz. Serbest bırakma Hakkına sahip değildir. Allahın Haram kıldığı
    bir şeyi Hiç kimse serbest bırakarak Üreterek Helal edebilirmi. Islama
    Göre Bu Mümkün değil . Allahın Haram kıldığı şeyleri Helal kılmaya
    çalışan Allahın Helal etiği şeyleride Haram Kılmaya çalışan kimseler
    yahut Meclisler Parlementolar Partiler vs Böyle bir Hareketle
    Girişmeleri Halinde ve İnsanlar da bunların böyle Tasarruflarını kabul
    etmeye başladıkları vakit o takdirde Allahın Kanunlarını bırakıp O
    Kişilere Tapındıklarını ortaya koymuş olurlar. Allah ı bırakıp Onlara
    İbadet ediyorlarmış gibi bir Hale Düşerler. Ve bununla Korkunç bir Rab
    edinme Meydana gelir. Yeryüzünde eşya üzerinde insan üzerinde Bütün
    canlılar üzerinde Allah tan başka Mutlak Hüküm koyan Tasarruf etme
    Hakkı kimseye verilmemiş tir. Allah bütün Maddelerin Bütün kain natın
    Atomların Elementlerin bütün canlı cansız ların varlıkların yegane
    yaratıcısıdır. Yaratıcı olduğu için Dilediği gibi kanun koyucudur.
    Onun dışında yaratılmış olan

    Hiçbir insanın Diğer insanlar üzerinde Kanunlar koymaya Ana yazalar
    yazmaya Hakları yok dur çünkü onlarda yaratılmışlardır. Diğer
    insanlarda yaratılmış olan diğer insanlar üzerinde Ne kanunlar koymaya
    hakları olur. Onlara O Hakları veren Kim imiş. Mutlak Hakimiyet Kanun
    koyucu Allah tır. Mesela Allah kadınları yaratmış dır kadınlar
    üzerinde Bir Tasarruf getiriyor


    Müslüman kadınlara Rabbimiz örtünmeyi emrediyor tepeden Tırnağa
    örtünceksin. Yabancı erkeklerin olduğu yerde Örtünmeyi emrediyor. Yüce
    Allah. Bu Hak Allahındır. Hiçbir Parlamento konsey Hiçbir kurum
    Allahın Haram kıldığı acık gezmeyi serbest ettirerek kanunlarıyla
    insanları böyle bir hak veremez. Serbesttir diyemez .Allahın bu
    örtünme emrini yasaklayamaz. Allahın bu yasağını Arabistan da
    serbesttir Diyemez. Böyle bir kişi Müslüman olduğunu söylese bile
    yaptığı kanunlarla Açılmayı serbest yada kapanmayı Yasak ederse Kafir
    Müşrik olmuş dur . Dolaysıyla Allahın bu Hükmünü Kaldırmaya Çalışan
    Kişilere Parlamentolara Alaka gösteren onlara itaat eden onların
    Parlamentoya Meclise gitmeleri için seçimlerde oy veren Destekleyen
    onları Tekfir etmeyen İş te Allahı bırakıp Bu kişilere İbadet etmiş
    olurlar.İbadet Kelimesi sadece Namaz kılmak oruç tutmak zekat vermek
    değildir. İbadet Allah cc yasakladığı şeyleri kanunlarıyla Helal
    kılmaya çalışan Helal kıldığın şeyleri de Haram yapmaya çalışan
    yasaklayan bütün Parlamenterler Millet vekilerine eğer oy kullanarak
    Destekleyerek ittat ediliyorsa Onlara oy kullanarak Kuran dışı
    Hukuklarına evet Deniliyorsa Bunu yapan

    İnsanlar onlara ibadet ediyorlar anlamına geliyor. Bu eylemleri ibadet
    kavramına giriyor.Onun için Helallere ve Haramlara çok Dikkat etmek
    lazım. Kısaca ibadet Allahın Razı olduğu her söz ve Fiile verilen
    isimdir. İbadet Kuranı kerimde Hiçbir zaman Sadece Namaz kılmak Oruç
    tutmak Hac etmek Manalarında kullanılmamıştır. İbadet Dinin Tamamıdır.
    Din ise Hayatın Programını çizer. İnsanların Yaşam Tarsını belirler.
    Yemek yemek Devlet kurmak ,Ahlak,evlilik,Hukuk,Mali işler kısaca
    Hayatın Tamamına yön veren Dindir. Dinin Tamamınıda İbadetir.

    İbadete Yalnızca Allaha yapılır.Namaz kılmak Nasıl Allaha yapılıyorsa
    Bir konuda Kanun koymada Allaha verilmesi Lazım ki İbadet edilsin bu
    Hakkı başkasına verdiğiniz takdirde ibadeti ona yapmış olursunuz.
    İlahlık vasıflarının en önemlisi Allahın Hayatımız için Kanun koyan
    Nizam ve Hukuk belirleyen olmasıdır. Eğer Kanun koyma İnsanlar için
    Hukuk belirleme Allahtan başkalarına verilirse bu onları İlahlık
    vasıflarını da vermek olur ki buda Şirkin kendisidir.Allaha ait olan
    bir Hakkı başka bir varlığa verdiği İçin.

    '' Onların (İlahlıkta ) Ortak koştukları, Allahın izin vermediği halde
    onlar için Din cinsinde bir Şeriat mı koymuşlar? (''Şuara21) Onların
    koydukları Hükümler kanun olarak kabul edildiği, emir ve Nehiylerine
    itaat edildiği, Helal kıldıkları helal, Haram Kıldıkları Haram olarak
    benimsediği için İlahlaştırılmışlardır. Aynı şekilde bunların yalnız
    Başlarına Hüküm koyma ve yasaklama yetkilerine Haiz olduğu ve
    bunlardan Daha üstün Kendisine başvurulacak yada izin alınacak bir
    otorite olmadığı Düşüncesi Revaç bulmuş dur.(1) Buna da Kanun koyucu
    olarak İlahlık taslayan Tağutlar Tarih boyunca çıkmış dırlar. Ve
    çıkacaklardır. Günümüzde ve Tarih de en çok görülen Şirk çeşidi budur.
    (2)

    İnanmış iman etmiş bir Müslüman Allaha ait olan Kanun koyma yetkisini
    Hiçbir zaman Parlamentolardaki Demokrasi Dinine iman ediyorum ben
    Demokratım diyen Müşriklere vermez. Bunlar istediği kadar Müslüman
    olduklarını ifade etseler de Allahın kanun koyma yetkisini
    kendilerinde gördüklerinde ilahlıklarını ilan etmişlerdir. Hepsi birer
    Tağut Hükmüne girmişlerdir. Allaha iman eden Müslüman Bu Tağutları
    inkâr etmedikçe Kanunlarını Ret etmedikçe Müslüman olamazlar. Bir

    ''Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd)
    sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a
    inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur.
    Allah, işitendir, bilendir. (Bakara.256)

    İnsanın iman edebilmesi için Tağudu Tanıyıp Tağudu inkar etmesi
    lazım. Tağut bilinmeden inkar Ret edilemez. Tağut Kelime olarak Haddi
    aşan Hakikaten sapan Taşkınlık gösteren ve her sapıklığın başı gibi
    anlamlara gelir. İstilahda ise Allaha isyan eden anlamında kullanılır.
    Allahın İndirdiği Hükümlere Kanunlara Alternatif olmak ve onların
    Yerine geçmek üzere Hükümler koyan Her varlık Tağut dur. Bu şuan
    Parlamentolardaki A partisi B partisi C partisindeki Millet vekileride
    olabilir.

    Allah Hiçbir zaman kendisine ait olan Kanun koyma Yetkisini başka bir
    zümreye bir varlığa vermemiştir.

    ''Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma.
    Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için
    diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım
    günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir.
    Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.''(Maide:49)

    Allah cc Peygambere Dahi insanların Yönetmek için Allahın
    indirdikleriyle Hükmetmesini emrediyor. Ve Allahın indirdikleriyle
    Hükmetmesini emrediyor. Ve Allahın indirdikleriyle Hükmetmeyenlerin
    kafirlerin Ta Kendileri olduklarını Maide 44 şöyle buyuruyor.

    '' Kim Allahın İndirdikleriyle Hükmetmese Kafirlerin Ta
    kendileridir.'' Maide 44

    ''Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını
    öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı
    istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan
    da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. (Nisa:60)

    Buyrulmak dadır. Kurandaki bu ayetler bizlere inmiştir Mu ayetlerin
    Muhatapları insanlar Allahın şeriatıyla Hükmetmeyen ,insanlaradır.
    Kurandaki bu ayetleri Dikkatli olarak şu Hususu belirtmek de Fayda
    vardır. Tağudun Hükümlerine razı olanlar onları destekleyenler
    Kafirlerdir. Nitekim İbni Kesir bu Hususta şunları söylüyor bu Ayeti
    kerimede Nisa 60 Hz Muhammed ve Diğer Peygamberlere iman etiklerini
    söylemekle beraber İtilaf etikleri hususlarda Allahın kitabında ve
    peygamberin sünnetinde kaçıp insanların kendi Akılarına göre (Beşeri
    Kanunlara) Hüküm vermesini isteyen isteyen Kişinin iman iddiasını
    Allah Reddet mekdedir.(İbni kesir.1.519) İslam la Hükmedilmeyen Bütün
    Devletler Tağudi Rejimlerdir. Bu Rejimlerde yaşayan Hiçbir Mümin
    Müslüman Tuğu dun Mahkemelerine Başvuramaz. Tağutlardan Adalet
    bekleyemez.

    Allahın Hükmünde eş koşmak ile ona İbadete eş koşmak kesinlikle
    aynı şeylerdir. Aralarında Hiçbir fark yok dur. Allahın Nizamından
    başka bir Nizama Allahın şeriatından başka bir Şeriata ve ya
    Allahın kanun kıldığı şeyden başka bir şeye yada Resulün Dini
    üzerine Allahın ,indirdiği semavi Nurdan yüz çevirerek Allahın
    beşere koyduğu Şeriata Muhalif kanunlara itaat eden evet ! Bunları
    yapan kimse Putlara ibadet eden ve Heykellere secde eden gibi
    tir. Bunların aralarında Hiçbir Fark yok tur. Her yönüyle aynıdır. Her
    ikisi de Allaha eş koşmuş dur. Allahın Hükmünde eş koşmuş dur.
    İbadette Allaha eş koşmak ile Hükümde Allaha eş koşmanın arasın da
    Hiç bir fark yok dur. İkisi de Aynı dır. (3) Özet olarak teşri ve
    kanun koyma Yetkisi en üstün olan emretme nehyetme ve idare etme
    konusunda kendisinden Daha üstün hiçbir varlığın bulunmadığı Allaha
    aittir. Fakat cahil Millet vekilleri parlamenterler zavallı Miskin
    olan bu insanlar gelince onların Helal ve Haram koyma Allahın bir şeyi
    Haleleştirdiğin de onların yasaklama Allahın Haram kıldığı bir şeyi de
    Haleleştirip serbest bırakma yetkileri kendilerinde kesinlikle yok
    dur. Allah içkiyi Haram edip yasaklarken bu Parlamenterler içkiyi
    çıkardıkları kanunlarla serbest bırakmaları bu Hükmü kendilerinde
    buldukları için İlahlıklarını ilan etmişleridir. Bunların bu
    Parlamentolara girmeleri için oy veren oylarıyla Destekleyenler
    bunlara bu kanun koyma Hakkını verdikleri için bunlarda bunların
    İlahlıklarını kabul ederek bu yetkiyi bunlara vererek İlahlılarını
    tasdik ederek onlara ibadet etmiş olurlar.

    ''Hüküm yalnızca Allah'ındır''Yusuf:67 ''Allah Kendi hükmünde hiç
    kimseyi ortak kılmaz." (Kehf26)

    Hüküm koymada Kesinlikle Allaha ortak yok dur. Doğru Çözümü saçma
    sapan Domuz,kafirlerin aramış olmuşlardır Bu toplum. Hâlbuki onlar
    gerçek den Hiçbir şey bilmeyen kimselerdir. Dünyayı kan gölüne ceviren
    bu sahte ilahlar insanlara Adalet sağlayamazlar sağlasaydılar
    Dünyanın Gidişatı bu hale gelemezdi.

    Allahın şeriatına Ters Düşen bütün kanunlar batıldırlar. insanlar
    tarafında konulan ve Allahın şeriatındaki Hadlerin Uygulamasını
    geçersiz kılan Faiz, zina, ,İçki, kumar, ve Bunlar Dışımdaki yasakları
    Serbest bırakan Kan ırz ve kanunlar Allah Resulün Getirdiği Haktan
    Alı koyan beşeri sistemler akıl ürünü bütün Kitaplar Kanunlar Anayasa
    Kitapları batıldır. Tağuturlar.


    Bu Kitapları yapan uygulayan Anayasa Profları Uygulayan Millet
    vekilleri Parti Liderleri ister kendilerini Müslüman olduklarını
    ister Allah Resulünün getirdiği Hakk dan alı koymak Niyetiyle
    yapsınlar ister bu niyetle yapmasınlar Yinede bu kitaplar bu insanlar
    birer Tağuturlar. Kesinlikle Hiçbir Müslüman böyle Tağudi Rejimlerde
    bunlara destek veremez. Ret etmekle emrolunmuşken Demokrasi
    devletlerin vasgecilmez Partilerine destek veremezler. Çağdaş Darun
    Nedve olan Meclislere girmeleri için seçimlerde oy kullanamaz.
    Milletvekili olamaz İslami Mücade le için parti kuramaz bunu yapsaydı
    Mekkede Darun Nedve parlementosunda Hz Peygamber yapardı Hz
    Peygamberin yapmadığı girmediği bir yere Hiçbir Müslüman Allah adına
    oraya giremez Orda Mücadele edemez.Allah bu Hakkı kimseye vermedi
    İslami Hareketin Mücadelesini yayılmasını Kuranı kerimde Rabimiz bize
    bildiriyor Allahın Dinini Onun istediği şekilde anca yaya biliriz.
    Dünyaya Hakim kılabiliriz.

    Müslüman Kesinlikle Kanunlarının Küfür üzerine inşaa eden bir Devlete
    Memurluk yapamaz
    Eğitim Kurumlarının önünde ki Putların Karşısına çocuklarını
    yollayamaz Hiçbir Müslüman çocuklarını Putların Karşısında saygı
    duruşunda durduramaz bunu yapan yolayan Anne baba küfürlerine Razı
    olduğu için küfre girmektedirler dileyen fıkıh kitaplarında ki küfre rıza ile ilgili başlıklara bakabilirler .Hiçbir şekilde Allaha Şirk koşmanın
    Mazereti olamaz İkrah Hali Müstesna olmak şartıyla. Bu sistemlere
    Hiçbir şekilde destek veremez . Allahın şeriatına Dayanmayan Yeryüzün
    de hiçbir Devlete sisteme devletim Diyemez bilirki Devleti Anca
    Allahın şeriatıyla yönetilen devletidir. Bu şuurla yaşar.

    Resullah bir Hadisi Şerifde şöyle buyuruyor'' Sultan ve Kitap
    birbirinden ayrılacaklar sakın sakın siz Kitap dan Ayrılmayın
    Haberiniz olsun öyle Reis,emir olarak gececek kendileri için
    Hükmettiklerini sizin için Hükmetmeyecekler onlara itaat etseniz sizi
    Dalaletten ve sapıklığa atarlar ittat etmeyip isyan etseniz sizi
    Dalalet ve sapıklığa atarlar. İttat etmeyip isyan etseniz sizi
    Öldürürler cemmaten Bazıları zordu Ey Allahın Resulü Pekala ne
    yapalım ? Hz Peygamber buyurdu Hz İsanın Ümmeti gibi yapın onlar
    ateşe atıldılar Testerelerle biçildiler Fakat Dinlerinden Dönmediler.
    Allahın emirleri Tati Uğruna Ölmek Allaha isyan içinde yaşamak dan
    daha Hayırlıdır. (İbnu Hacer) İş de Hz Peygamber Allahın Hükümlerine
    Dayan mayan Hiçbir sultana Hiçbir Kırala Hiçbir Parlamentoya, Hiçbir
    Millet vekiline itat edilmeyeceğini emrediyor. Allaha iman eden
    Müslümanlar Hiçbir şekilde bunlara itat etmicekler gerekirse bu uğurda
    Hapishanelere İşkencelere Tabi tutulsalarda bunlara itat etmezler.

    ''sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete
    gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz
    bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi,
    beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu.
    Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır. (Bakara:214)

    Cennete giden yoların zorluklardan Dikenli yolardan gidilceğini sakın
    unutmayın Rabimiz bize bunu yukardaki Ayete en güzel bir şekilde
    bildiriyor. Gerçek Manada Tağutları ret etiğimiz

    Takdirde bu zorluklarla imtihanlarla karşılaşacağız . Eğer Tağutları
    inkar etmeyi sadece Dilinizle gercekleşdirip Laf salatası yapacaksanız
    Bunu Hayatınıza Aktarmicaksanız bunları okuyup sadece Tağutları red
    etim Diyip Hayatınızda Hiçbir Değişiklik olmayacaksa inanın bana
    Cennetin Hayalini kurmayın Cennete gidecek olanlar Tağutu inkar
    edenlerdir. Zümer 17. 18 Cennet bunlara Müjdelenmişdir Bu Mümünlere
    Artık Kuranın Doğrultusunda yaşmanın vakti gelmedimi Kalbimizdeki
    Putları kırmanın zamanı gelmedimi TAĞUTLARI İNKAR EDEN MÜMÜNLERE
    MÜJDELER OLSUN

    ''Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise;
    onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver. (Zümer:17)


    (alıntıdır)

    Bağlantı »

  2. Yazan: sanakhudu | Tarih: 2009-02-19 18:17:18
    Konu: Hüküm, yalnızca Allah'ındır (yusuf suresi 40 )
    Allah azze ve celleye hamd rasulu muhammed as a selam olsun



    hamza abi yazını okudum rabbim hepimiizn ilmini artırsın ve sahih islam akidesi ile canlarmzı muslumaalr olarak alsın Allahumme amın .

    Nisa
    (146) Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.




    sözü çok fazla uzatmak istemiyorum bugun haçlı ve yahudi kafirlerin ve onlara uşaklık eden,onları rab edinen yerli yabancı işbirlikçilerin yüzünden dünya nın bir çok beldesinde muslumanlara karşı zulmler işkenceler ölümler olmakta rabbimizden duamız bunlara misliyle karşıklık vermesi ve bunları yapan destek veren lere a..dan z...ye yaptılarını yanlarına kar bırakmaması Allhumme amin..



    yazınız ile ilgili bir kaç yere değinmek istiyorum ^^Ve her iki hadisede de insanlığını kaybetmemiş erdemli kişiler görülmüştür. Mekke müşriklerinin karşısına dikilerek “bu zalimliğe son verin” diyen Zübeyr bin Ümeyye’nin tavrı ile son Gazze saldırılarında onurlu çıkışlar yaparak israil’in katilliğini yüzlerine haykıranların duruşu tebrik edilebilir davranışlardır. Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez’in İsrail büyükelçisini sınır dışı etmesi ve T.C. Başbakanı R.Tayyip Erdoğan’ın katil Şimon Perez’in yüzüne katilliğini haykırması bu bağlamda değerlendirilmelidir. Adaletli Müslümanlar da bu duyarlılığa ilgisiz kalmamış tebrik etmişlerdir.^^ bu rada tc başbakanı r.t.erdoğan 'ı şayet yanlış anlamadıysam müşrik olarak nitelendirmişsiniz ki öyle nitelendirmemişse niz de bu tağut un bu vasfı hak edecek onlarca ameli vardır tabii ''Hevasını kendisine ilah edinen kimseyi gördün ya, Allah, onu bir ilim üzerine şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip, gözüne de bir perde çekmiştir. Artık ona, Allah'tan başka kim hidayet edebilir? Hala düşünmez misiniz?" (Casiye-23)ayetin deki bir takım vasıflara sahip olan kişiler için bunu tesbit etmek yine ayetın kendi içerisinde ki sebeblerden dolayı mümkün değildir..bu nokta da her hangi bir sıkıntı yok benim anlamakta güçlük çektiğim şey şu ki ^^Gazze’nin direnen ve inancından taviz vermeyen onurlu insanları da Peygamber(s.a.) ve ashabının konumundadır^^ ! bunu anlayamadım ! nasıl olur da Alemerin rabbi olan Allah azze ve cellenin tek sistemi olan şeriatı bir kenara bırakıp kendi maslahatları doğrultusunda laik filistin parlamentosuna giren hamas ı destekleyen insnalrı Alemlerin rabbinin kitabullahını ve rasul sav ın menhecini bırakıp her hangi bir zibidinin koymuş oldugu kurallar ve metotlar bütününe sarılan bir cemaati rasul sav a ve ashıbana nasıl benzetirsiniz !bunu anlamakta güçlük çektim ! vallahi bu onlara karşı yapılan buyuk bır ınsafsızlıktır..bu uhdud ashabına da yapılan buyuk bır haksızlıktır .. İbrahim as a tabi olan iman edenlere de yapılan bir haksızlıktır fravun un kurallarını kaidelerini red eden musa as ın şerıatına iman eden ve şehid olan sihirbazlara da yapılan bir haksızlıktır nuh as ın getirdiklerine iman edenlere de haksızlıktır ve bu haksızlıkları sayabıldıgımız ce sayabılırız ..vallahı bız Alemlerin rabbını her anlamda bırleyıp iman etmedıgımız müddetçe hükmü ve ibadeti ona has kılıp iman etmediğimiz müddetçe din adamlarının kuran ve sunnet e karşı olarak çıkarmış oldukalrı fetvaları red etmediğimiz müddetçe iman etmiş olamıyacağız hamza abi Allah için buna cevaz veren alimlerin delilleri neler Allah için buraya as ! vallahi öğrenmek anlamında soruyorum bana hangi peygamber ki onların bıraktıklarının takıpçılerıyız bız hangı peygamber nebevı metod dısına çıkmış da böyle bir amelde bulunmuş ? senın yazılarını takıp edıyorum çıktılar alıp cevremdekılere dağıtıyorum ama hp çelişkiler var söylemlerde .. şu duruma ikrah diyenlerin delilleri nelerdir ? veya şu duruma cevaz verenlerin başka başka şeyler söyleyenlerin delilleri nelerdir veya hamas a destek verenlerin delilleri nelerdir ? Allah için kalksın biri bunları yazsın..vallahi Alemlerin rabbinin dini açık ve nettir ve din günün de her kez rabbisine bir bir hesabını verecek ..rabbim o günün şerrinden bizleri korusun Allahumme amin.. "Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar." (47, Muhammed/38)



    41.ankebut.. Allah'ın dışında başka veliler edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.



    aelmlerin rabbi nin dini açık ve net bu nu bır çok yazınız da okuduk gördük şahit olduk peki bunu bı rkenara bırakıp heva ve heveslerinden aciz beyınlerinden uydurdukları menheclere göre hareket eden insnalar ve bu ınsnalara sahıp çıkan başka insanlar kendılerıne hangı delıllerı nassları alıyorlarda Alemlerin rabbının dinini bir kenara atıp kendi kaidelerine göre hareket ediyorlr bunu Allah ıcın bu yazıyı buraya asan kişi olarak delilleri ile yazarsanız benı de aydınlatmış olursunuız






    ‘’Ancak tepki sadece tebrikle sınırlı kalmalıdır. Müslümanların sloganlar atmak için karşılama törenlerine gitmesi ve etrafını buna sevk etmesi ilkesizliktir. Tebrikten ötesinin peşinde koşanlar, rejimin gayrimeşruluğunu, siyasi ilkesizlikleri, israil’le yapılan tüm anlaşmaların halen geçerli olduğunu, konsolos ve büyükelçinin terör planlarını halen rahatlıkla bu topraklarda yaptığını unutmuş görünmektedir. İnsani bir çıkışı abartarak ideal kahramanlar oluşturanlar, Tevhidi prensiplerin her daim öncelikli olduğunu reddetmişlerdir.’’



    Hamza abi Allah azze ve cellenin dinini al aşağı yapanları destekleyen insnalr nasıl oluyorda musluman diye adlandırılıyorlar Alemlerın rabbıyle dalga gecen bu tağutları seven destekleyen sürekli arkalarında oldukalrını soyleyen ve onalrı zirveye taşıyan bu insnalr nasıl oluyor da 'müslüman' diye adlandırlıyorlar? hamza nın (ra) ebubekir (r.a)in ali (ra) un osman(ra)un in bilal (ra)un musab (ra) zerr (ra)un nasıl kardeşleri oluyorlar ! oysaki bu şahsiyetlerin red etmeden iman olmaz dedikleri şeyleri bu müslüman diye tabir ettiğiniz şahsiyetler kabul etmişler kendilerinden saymış tağutları kendilerine kardeş bellemişler vallahi onlar onlara düşman kesilmekle emr olunmuşlardı..

    Dinde zorlama (ve baskı) yoktur Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur Allah, işitendir, bilendir (2/256)

    Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkâr edenlerin velileri ise tağut'tur Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır (2/257)

    Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister (4/60)

    Andolsun, biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün (16/36)


    kuran da hakımıyet meselesı iki şeklılde alemlerın rabbı tarafından kayd edılmıştır bırı cahılıyye hukmu hakımıyetı diğperi ise islam hukmu hakımıyetı Alemlerın rabbının şerıatı ile hukm edılen yerlerde ıslam şerıatı ıslam hakımıyetı soz konusudur bunun dısındakı diğer butun hakımıyetler cahılıyye hakımıyetlerıdır yanı kuran da Alemerın rabbının red etmemızı istediği etmedıgımız takdır de ıman ımızızn sahıh gecerlı olmadıgını bıldırdıgı hakımıyettır ..

    (alıntı Bir zamanlar müslümanlara ait olan diyarlarda bugün, asrın en çirkin tağutları beşeri mahreçli kanunları insanlara uygulamakta, onları bu kanunlara ve asrımızın yesaklarına (anayasalarına) boyun eğdirmektedir. İnsanlar da bu asrımızın yesağına ve beşeri kanunlara tabi olarak, boyun eğerek, rıza göstererek, muhakeme olarak ona ibadet etmektedir.

    İbni Cerir Taberi şöyle dedi:

    “Bana göre taguta verilecek en doğru mana; Allah (c.c)’a karşı haddini aşan ve Allah (c.c)’tan başka kendisine zorla veya gönüllü itaat edip bağlanılarak ibadet edilendir. Kendisine ibadet edilen bu varlık bir insan olabileceği gibi şeytan, put veya herhangi bir şey de olabilir.”(Taberi Tefsiri)

    İmam Kurtubi şöyle dedi:

    “Tagut; kahin, şeytan ve sapıklıkta öncü olan kimselerdir.” (Kurtubi Tefsiri c: 3 s: 282)

    Kurtubi bir başka yerde şöyle dedi:

    “Tagutu reddedin”, demek; “şeytan, kahin, put ve bunlar gibi Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen ve sapıklığa çağıran herşeyi terkedin” demektir.(Kurtubi tefsiri c: 9 s: 10)

    İmam Mücahid şöyle dedi:

    “Tağut; kendisine muhakeme olunan, hükümlerine boyun eğilen insan suretinde bir şeytandır.”

    İmam Nevevi şöyle dedi:

    “Elleys, Ebu Ubeyde, el Kesai ve lügat alimleri şöyle dediler: “Tagut; Allah (c.cc)’tan başka ibadet edilen her şeydir.”(Şerh Sahihi Müslim c: 3 s: 18)

    İbni Teymiye şöyle dedi:

    “Tagut Fa’lut kalıbında olup tugyandan türemiştir. Tugyan ise haddi aşmaktır. Bu ise zulüm ve haksızlıktır. Allah (c.c)’tan başka kendisine ibadet edilen kişi, eğer buna razıysa tagut olmuştur. Bu sebeble Rasulullah (s.a.s), putları tagutlar olarak isimlendirmiştir. Sahih bir hadiste Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

    “Tagutlara ibadet edenler, (ahiret gününde) tagutların peşine düşerler.”

    Allah (c.c)’a isyan konusunda, hidayet ve hak dinin dışında, kitab ve sünnete muhalif olarak kendisine itaat edilip bağlanılan her yol taguttur. Bu sebeble Allah’ın kitabı dışında hüküm veren ve kendisine muhakeme olunan kimseye tagut ismi verilmiştir. Firavun’a da işte bu sebeble tagut denilmiştir.” (Fetvalar c: 28 s: 200-201)

    İbni Kayyım şöyle dedi:

    “Tagut; kendisine ibadet edilme, bağlanılma ve itaat edilme konusunda haddini aşan kul demektir. İnsanların tagutu; Allah (c.c) ve rasulünün kanunlarıyla hükmetmeyen, Allah (c.c)’tan başka kendisine muhakeme olunan, ibadet edilen ve Allah (c.c)’ın emrine dayanmaksızın ve Allah (c.c)’a itaat etmeksizin, zatı için tabi olunanlardır. İşte alemlerin tagutu bunlardır. Bunları düşünür ve insanların durumuna bakarsan, insanların çoğunun Allah (c.c)’a değil, tagutlara ibadet ettiğini, Allah (c.c) ve rasulünün hükümlerine değil tagutların hükümlerine muhakeme olduğunu, Allah (c.c) ve rasulüne değil, taguta itaat edip tabi olduklarını görürsün.” (A’lamu’l Muvakkiin c: 1 s: 50)

    İbni Kayyım bir başka yerde şöyle dedi:

    “Kim rasulün getirdiğinin dışında bir hüküm verir veya bu hükme muhakeme olursa işte o, tağutu hakem tayin etmiş ve tağuta muhakeme olmuştur.” (A’lamu’l Muvakkiin)

    Burada şunu ifade etmeden geçmeyeceğim:

    “İbni Kayyım’ın, zamanındaki yani 700 sene önceki insanların çoğu hakkındaki görüşü böyleyse, bizim zamanımızın insanlarını görseydi acaba onlar hakkındaki görüşü nasıl olurdu?

    İbni Kesir;

    “Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak isterler.

    Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister." (Nisa: 60)

    ayetinin tefsirinde tağutun manalarıyla ilgili sözleri zikrettikten sonra şöyle dedi:

    “Ayet bundan daha ammdır. Bu ayet Kur’an’ı ve sünneti tatbik etmeyip başka kanunları tatbik eden ve Kur'an ve sünnet dışındaki kunanlara muhakeme olanları kötülemektedir. İşte ayetteki tağuttan kasıt bunlardır!” (İbni Kesir Tefsiri)

    Allah (c.c)’ın şeriati dışında muhakeme olunan, ister insan ister kanun olsun, herşey tağuttur.

    İmam Şankıtiy Nisa: 60 ayetinin tefsirinde şöyle dedi:

    “Allah’ın şeriatinin dışındaki bir şeriate muhakeme olmak tağuta muhakeme olmak demektir.” (Edvaul Beyan Şura Suresinin Tefsirinde)

    İmam Şankıtiy bir başka yerde şöyle dedi:

    “Özet olarak; Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen her şey taguttur ve bu konuda en büyük payı şeytan alır. Allah (c.c)’ın şu ayette buyurduğu gibi:

    “Ey Adem oğlu! Ben size şeytana ibadet etmeyin diye bildirmedim mi?” (Yasin: 60) (Edva’ul Beyan c:1 s: 228)

    İmam Abdurrahman el Batin şöyle dedi:

    “Tagut; Allah (c.c)’tan başka ibadet edilenlerin, sapıklıkta öncü olanların, batıla çağıran ve onu iyi gösterenlerin hepsidir. Allah (c.c) ve rasulüne zıd olan hükümlerle insanlar arasında hüküm verenler, kahin ve sihirbazlar, sapık ve yalan hikayeler uydurarak insanları mezarlara ibadet etmeye çağıran mezar bekçileri, hizmetçileri ve koruyucuları da aynı şekilde birer taguttur. Bu tagutların aslı ve en büyüğü ise şeytandır. Şeytan en büyük taguttur. Allah (c.c) daha iyi bilir.” (Ed-Durerus Seniye c: 2 s: 103)

    Şeyh Muhammed Hamid el Fıkhi şöyle dedi:

    “Selef alimlerinin tagut hakkındaki sözlerinden şu anlaşılır: Tagut; Allah (c.c)’a ibadet etmeyi, dinde ihlaslı olmayı, Allah (c.c) ve rasulüne itaat etmeyi engelleyerek başka yönlere sevkedendir. Bu, cin ve insanlardan şeytanlar olabileceği gibi, ağaç, taş ve başka şeyler de olabilir. İslam şeriatine muhalif kanunlarla hükmetmek, insanın kan, mal ve ırzları konsunda hüküm vermek için konulan bütün kanunlar, Allah (c.c)’ın şeriati olan hadleri kaldıran, faizin, zinanın ve içkinin haramlığını iptal eden bütün beşeri kanunlar tagut kavramına girerler. Zaten böyle kanunların kendisi birer taguttur. Aynı şekilde yazan kişinin niyeti ne olursa olsun, ister bilerek yazsın isterse bilmeden yazsın, haktan ve Rasulullah (s.a.s)’ın getirdiği şeriatten yüz çevirmek için yazılan her kitap da birer taguttur.”

    (Fethül Mecid kitabında dipnot s: 282, Dar’el Kutubil İlmiyye)

    Süleyman b. Sehman tagut hakkında şöyle dedi:

    “Tagut; hüküm tagutu, ibadet tagutu ve itaat ve tabi olma tagutu olmak üzere üç türlüdür..” (Ed-Durerus Seniye c: 8 s: 272 mürtedin hükmü bölümü)

    Şeyh Abdurrahman Ebu Batin tağutun manasıyla ilgili olarak şöyle dedi:

    “Allah (c.c) ve rasulünün hükmü dışında hüküm vererek insanları muhakeme eden insan da tağuttur.” (Risaletu Ta’rif’ul İbade Ve Tevhid)

    Bunları öğrendikten sonra bil ki; “la ilahe illallah’ın” gerçek manasını pratikte gerçekleştirmeden, İslamın ve tevhidin sahih olmaz. Her tağuttan, özellikle de insanların çoğunun tabi olup kendisine boyun eğdikleri, emir ve yasaklarına itaat ederek ibadet ettikleri, destek oldukları, yücelttikleri zamanımızın beşeri kanunlarını reddetmeden asla cennete giremezsin!

    Eğer Allah (c.c)’ın cennetine girmek istiyorsan tagutun her türünden beri ol! Özellikle zamanımızın beşeri kanunlarından beri ol! Ona tabi olanları, boyun eğip destekleyenleri tekfir et, onlara düşman ol, onları tekfir etmeyenleri de tekfir et!

    Şunu bil ki; tağutu ve bağlılarını destekleyenleri tekfir etmeyenlere buğzetmeden, çocuklarını ve ailelerini bunlara buğzettirmeden, hayatları boyunca bütün güçlerini bu tağutu yoketmek için çalışmadan, sadece Allah (c.c)’ın hükmüne teslim olup, rıza gösterip, ona muhakeme olmadan hiç kimse cenneti hakedemez. Evet bütün bunlar olmadan ölen kişi cenneti değil, ancak acıklı bir ateşi hakeder.

    Tağutun türlerini ve tağutların alimlerinin bu konuda ortaya attığı şüphelerin gerçek yüzünü daha iyi anlamanız için bu kitapta size, tağut olan bu asrımızın yesağının beşeri kanunlarından bazı örnekleri gözünüzün önüne ve ellerinizin arasına sunacağız. Bu asrımızın yesağı olan beşeri kanunların içindeki bazı küfürleri, şirkleri, ahlaksızlıkları, Allah (c.c)’ı inkarı ve zındıkların örneklerini, onları öğrenip onlardan uzak durman ve asrın şirki olan bu büyük şeytandan korunman için bunlardan korunma yollarını göstereceğiz. Çünkü insanların çoğu, gerek farkında olarak gerekse farkında olmayarak asrın bu yesakının, bir ahtapot gibi, her tarafa uzanmış kolları arasında bocalayıp durmaktadır. alıntı )

    iman ettiğimiz dini şirk ten soyutlamaz ve bu dini sadece ve sadece alemerin rabbine has kılarak yaşamaz isek vallahi ağzımızdan çıkan la ilahe illalh sözü bize hiç bir fayda vermeyecektir kuran sünnet ve selef alimlerinin sözlerinde bununla alakalı yüzlerce delil bulabiliriz

    hamza abi rabbım yare ve yardımcın olsun wesselam





    Allah için sorularıma burada yanıt verırsenız sevınırım selam ve dua ile



    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
    Al-i İmran
    (102)

    Bağlantı »

  3. Yazan: remzi | Tarih: 2009-02-18 23:54:26
    Konu: SAYIN TAYYİP ve Zübeyr bin
    S.A.
    Sayın Hamza kardeş Vusulat derginin yorumu olan Davos ta Tayip çıkışı üzerine yazdığınız yorum biraz sert çıkışlı ve benzetme kaba ve müşrük durumuna sok muş değilmisiniz. Evet davos bütün müslüman lar için akışlanacak tebrik edilecek ve taktir edilecek durumdur.! ama son rası angarya tayyip için. Benim dikkatimi çeken konu Zübeyr bin müşrük (sayende tanıdım) insani olarak tepkisini göstermiştir.ama Sayın Tayip erdoğan la onu ayni kefeye koyduğunu yani benim senin yazından anladığım kadar ikiside müşrükmüdür? bir örnek vereceğim İrfan çağrıcının galiba nokta dergisinde kendisiyle roportajı vadı birtakım sorular icin den ibdace yi sordular oda fikirlerimiz asla uyuşmaz dışardan onlara birileri müdahale ederseler ben ibdaceyi savumurum çünkü onlar LAİLAHE İLLALLAH diyor, şimdi Tayyip sence müslüman değilmi? eyer değilse, gerekcen ne yoksa TC nin başıda olduğu içinmi? yoksa AKP islami parti olmadığını zaten kendileri söylüyorla (bu arada ben oy vermem vermiyeceğim hiçbirine kanunlar aykırı) ben ce benzet meniz çok yanlıştır umarım ki düzeltirsiniz. karşılama ya gelince senpatiklere birşey diyeme ama diğerleri gitmemeliydiler. S.A.

    Bağlantı »

  4. Yazan: ENSAR CAN | Tarih: 2009-02-14 21:02:50
    Konu: BİR MESAJ
    Deyerli Hamza abiciğim özel fm de bir mesaj programını zevkle,sonunakadar dinledim inanın mest oldum.Gerçekten er gibisiniz.Ümmet kafaya nekadarda ihtiyacımız vardır,aydınlattınız allah razı olsun sizinle levent de ayaküstü biraz konuşmuştuk şimdi birkez daha sana hayran kaldım Allah a emanet...amedli

    Bağlantı »