Kuranda beyan edilen ifsad hareketleri
Fe-se-de fiil kökünden gelen fesad, bozulma, kokuşma, itidalden çıkma, anlamlarına gelir. Efsede bozdu, ifsat etti, itidalden çıkardı, kokuşturdu demektir. Kuranda geçtiği ayetlerde bu kavram, yeryüzünde fitne uyandırıp, insanların durumunu ve yaşama yollarını doğruluktan saptırıp, dini ve dünyevi çıkarları zedelemek mesajını içerir. Müfsid ise bu eylemi işleyen, bozan, bozgunculuk çıkartan demektir.(1)
Zıttı ıslah,sulh ve muslih olan bu kavram Kuranda, özellikle kainatın ayakta durabilmesi, belirlenen düzen ve denge içerisinde varlığını sürdürebilmesi için, tevhid akidesine vurgu yapılarak geçmektedir.
Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de fesada uğrardı.. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir. (21/Enbiya22)
Yani Allahdan başka ilahların olması gerçeğinin bu evrenin ahengini bozacağı belirtilmekte, fesadın kaynağı olarak ilk noktaya işaret edilmektedir; Şirk...
Bu öyle bir kaynaktır ki, sadece yaratılış itibari ile Allahın eşi ve benzerinin olması ciddi bir fesad sebebi olmakla beraber, Allahın yaratmış olduğu kullarının, hak olan hükümleri evirip çevirmeleri, kendi arzuları doğrultusunda belirlemeye yani tahrif etmeye çalışmalarının da çıkış noktasını oluşturmaktadır. Yaratılmış olan kulların bu çabası, yeryüzünde meydana gelen en büyük ifsad halidir.
Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) fesada(bozulmaya) uğrardı..... (23/Müminun 71)
Göklerin ve yerin egemenliği sadece Rabbimiz olan Allah(c.c.)a aittir. Yaratmada ortağının olması evrendeki dengenin bozulma gerekçesi olduğu gibi, yeryüzündeki hüküm koyma, yönetme yetkisine müdahale etme cüretinde bulunmak da bu sefer yeryüzünün fesada uğramasında sebep teşkil etmektedir. Çünkü yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar doğru,arzu,ihtiras, ve söz olacaktır. Ve güçlü olan kendi arzuları doğrultusunda belirlediği hükümleri diğer insanlığa dayatacağından kaos, kargaşa eksik olmayacak, yeryüzü adalet ve hak harcı ile imar olacağına, zulüm ve batıl ile ifsad olacaktır.
Tüm insanlığın boyun eğeceği, rıza göstereceği hükmün insan üstü, yani ilahi olması gerekir ki nefisler tatmin olsun, sükunet ve nizam sağlansın.
Fesad ve müfsid kavramlarını tam olarak anlayabilmek için, Kuranda beyan edilen diğer ifsat edici davranışları da incelememiz gerekmektedir.
Bu ifsad davranışlarından öyle biri var ki, tarih boyu tüm müfsidlerin ortak karakteri olmuştur. Bu ortak karakter, kendilerine gelen peygamberi yalanlamaları, vahyi reddetmeleri, bununla da kalmayarak diğer insanlarında bu ulvi hakikatle buluşmasına mani olmaktır.
İnkar ederek Allahın yolundan alıkoymak :
İnkâr edip de Allah'ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri fesada (bozgunculuğa) karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik. (16/Nahl 88)
Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.Onlardan ona inananlar var ve ona inanmayanlar da vardır. Rabbin bozgunculuk çıkaranları daha iyi bilir. (10/Yunus 39,40)
Bu ortak davranışın dışında, Kuranda adı geçen kavimler ve kendilerine özgü fesadlıklarını incelemek, içerisinde yaşadığımız çağ ile mukayesesini yapabilme adına oldukça önemlidir. Çünkü bu kavimlerin helak olmalarının altında alışkanlık haline getirdikleri azgın tavırları yatmaktadır. Onlar helak oldular. Peki şimdi kim, ne kadar zamandır, hangi gerekçeler ile helak edilmekle karşı karşıya?
* AD Kavminin İfsadı :
Ad kavmi, Nuh(a.s.)ın kavminden sonra yeryüzüne halifeler yapılan bir topluluk olarak Kuranda anılmaktadır.(2) Bu kavim asli kulluk görevlerini, dolayısıyla ahiret gerçeğini unutup, zamanla azgınlaşarak dünyaya, oyun ve eğlence içerisine daldılar. Cezalandırma için yakaladıkları vakit adaletsizce ve zorbaca tuttular. Kendilerini ikaz etmek için Allah(c.c.) tarafından seçilen kardeşleri Hz. Hud(a.s.)ı yalanladılar ve reddettiler.
Dünyaya bağlılık ve yararsız yapılar(köşkler,saraylar) inşa etmek :
"Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz? Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?" (26/Şuara 128,129)
Adaletsiz muhakeme ve yargılama :
"Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?" (26/Şuara 130)
Bu ayetlerde fe-se-de fiili geçmese de fecr suresi 7-12. ayetlerinden hareketle Ad kavminin bu fiillerinin fesad eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.
Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine? Direkleri (yüksek binaları) olan, İrem şehrine? Ki ülkeler O vadide kayaları yontan Semûd kavmine? içinde onun benzeri yaratılmamıştı, Kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a? Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda fesadı (kötülüğü) çoğalttılar. (89/Fecr 7,...12)
* SEMUD Kavminin İfsadı :
Semud kavmi, kendinden önceki Ad kavminin mağaraları oyarak güçlü, görkemli kaleler inşa etme hastalığını devam ettirmiştir.
"(Allah'ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (7/Araf 74)
Fakat en ön plana çıkan ifsat eylemi, Allah(c.c.)ın elçisini öldürebilmeyi göze almalarıdır.
Allah(c.c.)ın elçisini (Hz. Salih a.s.) öldürmeye teşebbüs :
Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde fesad (bozgun) çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı. Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: "Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim." (27/Neml 48,49)
* SEDUM Kavminin İfsadı :
Hz. İbrahim(a.s.)e ilk iman eden Hz.Lut (a.s.), peygamberlik ile görevlendirilerek kavmi olan Seduma tebliğ etmeye başlamıştır. Hz. Lut(a.s.)un kavmi hiç kimsenin yapmadığı bir fesad fiilini işlemekteydi. Bu çirkin fiil, kavmin erkeklerinin eşcinsel ilişkiyi istemeleri ve yaygınlaştırmalarıydı.
Sapıkça bir eylem, eşcinsellik :
Lutda; hani kavmine demişti: "Siz gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' yapıyorsunuz. Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve bir araya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?" Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: "Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir" demek oldu. (Lut) Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et." (29/Ankebut 28,29,30)
Mal yağmalamak için yol kesmek :
Hz. Lut (a.s.)ın kavmi ile diyalogunu içeren yukarıda ki ayete baktığımızda Sedum kavminin bir diğer fesad özelliği göze çarpmaktadır. Bu ifsad türü, insanların temiz helal kazançlarına kolay bir şekilde gasp ederek haksız kazanç sağlamalarını sağlayan yol kesicilik, yani haramiliktir.
* MEDYEN Şehri Halkının İfsadı :
Medyen şehri halkına tebliğ etmek üzere kardeşleri Hz.Şuayb(a.s.) görevlendirilmişti. Ayetlere baktığımızda Medyen halkının içerisinde bulunduğu ifsad davranışlarını şöyle sıralayabiliriz:
Ölçü ve Tartıda adaletsizlik : (3)
Ticaret yaparken insanların mallarını değerinden düşük göstermek :
Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız." (7/Araf 85)
İhtilalcilik yaparak kargaşa çıkarmak :
Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yer yüzünü ihtilâlcılıkla fesada vermeyin(26/Şuara 183)
Allah yolundan alıkoymak :
Esasında tüm inkarcı topluluğun genel bir özelliği olan insanların iman etmesine engel olma eylemi, ayetlerde Medyen halkı ile ilgili olarak bariz bir şekilde kullanılmaktadır. Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, şehirde ki diğer insanların Allahın elçisi ile buluşmasına, Onu dinlemelerine, hidayet bulmalarına set çekmeye çalışmaktaydılar.
"O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoymak için ve onda çarpıklık arayarak (böyle) her yolun (başını) kesip-oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken O, sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın." (7/Araf 86)
* FİRAVUNUN İfsadı :
Firavun, Rablik iddiasını yıkan bir mesajın sahibi olan Hz. Musa(a.s.)ın, Allah(c.c.) katından getirmiş olduğu ayetlere yalanlama ve inkar yoluyla haksızlık yaparak, en temel ifsadını sergilemiştir. (4)
Allahın ayetlerine karşı haksızlık etmek :
Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. (7/Araf 103)
Bu haksızlık sırf büyüklenme, kibir ve zulümlerinden kaynaklanmaktaydı.(5)
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, müfsidlerin (bozguncuların) nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (27/Neml 14)
Halkı bölerek zayıflatıp, sonra katletmek:
Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, fesatçılardandı (bozgunculardandı). (28/Kasas 4)
Tarihte müfsidlerin,zalimlerin daima başvurdukları bu yöntem işe yarıyor ki günümüzün firavunları tarafından da uygulanmaktadır. Bir bölgede egemenlik kurmadan önce o topraklarda ki halkı çeşitli özelliklere göre fırkalara ayırdıktan sonra güçsüz düşürmek, işgalleri kolaylaştırmakta hatta bu işgaller bizzat bu fırkalar birbirlerine kırdırılarak gerçekleştirilmektedir.
* İsrailoğullarının İfsadı :
Hz. Musa(a.s.)ın önderliğinde firavunun zulmünden kurtulan israiloğulları, apaçık şahit oldukları mucizelere rağmen tevhid üzere duramamış, sürekli fitne ve fesadın baş aktörleri olmuşlardır.
Kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. (17/İsra 4)
Allah(c.c.) cimridir derler :
Arapça bir deyime göre, 'elleri zincirlenmiş' kimse, son derece cimri bir kişidir. Bununla Yahudilerin demek istediği, Allah'ın cömert olmayı bıraktığıydı. Yahudiler yüzyıllarca en bayağı durumlara düştükten ve tüm ulusal kurtuluş ümitlerini yitirdikten sonra, kaybolmuş şanları için yas tutmaya ve kendileri karşı cimrilik gösteriyor diye Allah'ı suçlamaya başladılar. İçlerindeki beyinsizler, "Allah öylesine sıkılaştı ki, hazinelerin kapılarını bize karşı kapattı. Bizim için belâlâr ve felâketlerden başka yanında hiçbir şeyi kalmadı." demeye kadar gittiler. Bu tavır yalnızca Yahudilere has değildir. Başka toplumlardaki beyinsiz kişiler de Allah'a dönmek yerine, başlarına bir felâket geldiğinde böylesi günah sözleri söylerler. (6)
Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (5/Maide 64)
Karun servetini kendinden bilerek müstekbirleşti :
Mal ve serveti ile günümüzde bile ismi deyim halini alan Karun, sahip olduğu servetini kendi zekası, üstünlüğünden bilerek azgınlaştı. Öyle ki sahip olduğu serveti, kendisi için ahirette bir kurtuluş değil, azabını arttıracak bir unsur olarak simgeleşti.
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez."
"Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (28/Kasas 76,77)
* Hıristiyanların ifsadı :
Hristiyanlar Hz. İsa(a.s.) hakkında iftiralar uydurmakta, Onun (haşa)Allahın oğlu olduğunu iddia etmektedirler. Bu kutlu peygamberin yaratılışı ise Kuranda açık bir şekilde beyan edilmekte, bu hakikatten yüz çevirenlerin müfsitler olduğuna vurgu yapmaktadır.
Hz. İsa(a.s.) Allahın oğludur dediler :
Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi. (3/Al-i İmran 59)
Bu net bilgiye rağmen kendi bildiklerinde diretecek olanlar, tevhid akidesini bozma çalışması yapmaktadır. Ve Allah bu ifsatçıların hiç şüphesiz ki farkındadır.
Şüphesiz bu, gerçek bir olayın haberidir. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer yüz çevirirlerse elbette Allah, fesat çıkaranları bilir. (3/Al-i İmran 62,63)
* Münafıkların İfsadı :
Ekini ve nesli helak ederler :
O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (2/Bakara 205)
Islah iddiasıyla ortaya çıkan yalancıdırlar :
Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler.
Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler. (2/Bakara 11,12)
Allahın ahdini onayladıktan sonra bozarlar :
Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır. (2/Bakara 27)
Münafıkların bütün bu tavırlarının bizlere bildirilmesi, Rabbimiz Allah(c.c.) tarafından bir rahmet olarak görülmesi gerekmektedir. Çünkü bu ayetler, ıslah etmek iddiasıyla ortaya çıkan tüm çağdaş münafıkların ekini, yer altı ve yer üstü kaynaklarını nasıl heba ettiğini, Allahın eşsiz ikramlarını nasıl topluma adil bir şekilde dağıtamadıklarını daha net bir şekilde görmemize katkı sağlamaktadır.
Kuranı Kerimde adı geçen kavimler ve işledikleri fesad davranışlarının dışında, ayrıca yetimleri toplumdan dışlamak, onları gözetmemek de ifsad edici bir tutum olarak belirilmiştir.
Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder). Eğer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (2/Bakara220)
Ayrıca Yusuf(a.s.)un kıssasına baktığımızda, hükümdarın su tası, çantalarında çıkan Yusuf(a.s.)un kardeşleri panik yaparak biz fesad çıkarmak için buraya gelmedik.(7) demişlerdir. Ayetten, hırsızlığın fesad hareketlerinin içerisinde değerlendirilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.
Müfsidlerin cezası :
Allah'ın Hz. Peygamber'i (s.a) göndermesinin nedeni, dünyada dirlik-düzenlik tesis etmesi içindir. Buna göre sadece insan değil, hayvan ve bitkiler bile bu düzenin koruması altındadır.
İslamın hakim olduğu bu tür toplumlarda kanun ve düzeni bozmaya çalışanlar, müfsidler, Allah'a ve Rasülü'ne harp açmıştırlar. Cezalandırılacakları hüküm ise Kuranda belirtilmiş, suçun nitelik ve boyutuna göre hakimin içtihadına bırakılmıştır.(8)
Allah'a ve Resûlü'ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.(5/Maide 33)
Müfsidlerin dünyevi cezalandırılmaları dışında ahirette de büyük bir azab görecekleri, bu azabın kat kat olacağı bildirilmektedir.
İnkâr edip de Allah'ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik. (16/Nahl 88)
Müfsidlere karşı ıslah edicilerin ittifak yapması gerekmektedir :
Müfsidler, fasid tavırları için nasıl ittifak halinde iseler, ıslah edici konumunda olan iman edenlerinde aynı şekilde bir arada olmaları gerekmektedir. Bu birliktelik bir binanın tuğlaları gibi sımsıkı hal almalı,yeryüzünde fesadın yaygınlaşmaması için ilahi bir zorunluluk olarak görülmelidir.
İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (8/Enfal 73)
Bu görev içlerinde bulundukları şatafattan, önlerini göremeyenlerin değildir. Vurdumduymazlığın pençesinde, adeta ölümünü bekleyen sorumsuzların değildir. Kıblesi kadına, altına, barınaklara endeksli kişiliklerin hiç değildir.
Bu ıslah görevi fazilet sahibi, duyarlı, ahireti önceleyen, Allah(c.c.)a karşı kulluğunun bilincine vakıf iman erlerinindir. Hiçbir güce boyun eğmeyen, muvahhid yiğitlerindir.
Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı. (11/Hud 116)
Cennet fesad çıkarmayarak, ıslah yolunu tercih edenleridir :
En büyük adalet sahibi olan Rabbimiz tabii ki fesad çıkaranlar ile ıslah edicileri bir tutmayacak, büyük fedakarlılarla, mallarını, canlarını bu uğurda feda edenleri cennetiyle mükafatlandıracaktır.
Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız? (38/Sad 28)
İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir. (28/Kasas 83)
Sonuç :
Hak ve batıl varolduğu sürece müfsidler ve muslihler de olacaktır. Bizim için önemli olan, Rabbimizin bahşettiği bu ayetlerden, batılın, fasıkların, müşriklerin, kafirlerin ve müfsidlerin davranış biçimlerini çözerek onlardan sıyrılabilmek; muvahhidlerin,muttakilerin, müminlerin, muhsinlerin ve muslihlerin saflarına iştirak ederek ömrü Allah(c.c.)ın razı olduğu tarafta bitirebilmeyi başarmaktır.
Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (7/Araf 56)
Dipnotlar:
1- Kuranda Temel Kavramlar Ali ÜNAL
2-(7/69)
3-(26/181,182,183- 11/85)
4-(10/91,92)
5-(7/127)
6- Tefhimul Kuran MEVDUDİ
7- (12/73)
8- a.g.e. MEVDUDİ
(ayrıca bkz. 26/152 30/41 47/22 27/34 18/94 2/251 2/30)

